Erdoğan MİT yıldönümünde konuştu, iki ismi unuttu

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın 97. Kuruluş Yıl Dönümü Etkinlikleri’nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Hükümet olarak son 21 yılda, özellikle 2010’dan itibaren teşkilatımızın insan kaynağının güçlendirilmesine yönelik pek çok adım attık. Daha da insan kaynağı noktasında elemanlarla takviye edeceğiz. İlk kez rahmetli Turgut Özal döneminde başlayan MİT’in sivilleşmesi, bizim dönemimizde daha da hız kazandı.” ifadelerini kullandı.

MİT’teki ilk sivilleşmenin Özal döneminde başladığını söyleyen Erdoğan, Hüseyin Avni Göktürk ve Celalettin Tevfik Karasapan isimlerini unuttu.

Keza Milli İstihbarat Teşkilatı’nın eski adı Milli Emniyet Hizmeti Başkanları arasında iki sivil isim bulunuyor.

Bunlardan birisi Hüseyin Avni Göktürk, diğeri de Celalettin Karasapan idi.

Göktürk, 21 Kasım 1957’den 21 Temmuz 1959’a kadar görevde kalırken Karasapan da 1959’dan 1960’a kadar görev aldı.

Hüseyin Avni Göktürk kimdir:

(1901, Niğde – 16 Temmuz 1983), Türk siyasetçidir.

İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirdi, Cenevre’de Yüksek Lisans, Berlin’de Doktora yaptı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyeliği, Çalışma Bakanlığı Müsteşarlığı, Türk Hukuk Kurumu Başkanlığı, 21 Kasım 1957 – 21 Temmuz 1959 tarihleri arasında Millî Emniyet Hizmeti Reisliği, X. Dönem Niğde Milletvekilliği, Cumhuriyet Senatosu Niğde Üyeliği, (5 Haziran 1966 – 12 Ekim 1975) ile Adalet ve İçişleri Bakanlıkları yaptı. Evli ve üç çocuk babasıydı.

Celal Tevfik Karasapan kimdir:

Ahmet Celalettin Karasapan (1899, Medine – 9 Haziran 1974, Ankara), Türk siyasetçi

Paris Siyasal Bilgiler Okulu ve Sosyal Bilgiler Okulu Gazetecilik Bölümünü bitirdi. Bükreş Büyükelçiliği, 2 Ekim 1959 – 2 Haziran 1960 tarihleri arasında Millî Emniyet Hizmeti Reisliği, Başbakanlık Plan ve Prensipler Daire Başkanlığı, Orta Doğu Dergisi Sahibi ve Başyazarlığı, Cumhuriyet Senatosu Afyonkarahisar Üyeliği (15 Ekim 1961 – 5 Haziran 1966) ile Basın Yayın ve Turizm Bakanlığı yaptı ayrıca Cumhuriyet Senatosu Dışişleri, Turizm ve Tanıtma Komisyonu üyeliğini de yürüttü. Evli ve büyükelçi Erdinç Karasapan dahil iki çocuk babasıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

Milli İstihbarat Teşkilatımızın değerli mensupları sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Kale yerleşkemizin tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. MİT’in 97. yıldönümüne ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Kuruluşundan bugüne teşkilatta emeği geçen tüm isimsiz kahramanlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Rabbim şehitlerimizin ruhlarını şad mekanlarını cennet eylesin.

“MİT MENSUPLARINI TEBRİK EDİYORUM”

Sözlerim hemen başında bir hususu ifade etmek isterim. 2002’den beri Türkiye’nin hizmetindeyiz. Sizlerle hep yakın mesai içerisinde olduk. Kritik günler yaşadık, nice badireleri aştık, nice zorlukların üzerinden başarıyla geldik. Tüm bu süreçte MİT mensuplarımızın sadece kahramanlıklarına değil, analiz kabiliyetlerine de şahitlik ettik. Devleti için gerektiğinde düşünmeden canını verecek nice kardeşlerimizle beraber omuz omuza çalıştık. Kimi zaman ailesinden, kimi zaman sevdiklerinden fedakarlık ederek görev yapan MİT mensuplarımıza buradan ayrı ayrı tebrik ediyorum.

Masada ve sahada güçlü Türkiye iddiamız, tüm unsurlarıyla gerçeğe dönüşmektedir. Dünyanın farklı kıtalarındaki pek çok muhattabımız bunu dile getiriyor. Gerek ülkemizin attığı adımları takip edenler, gerek 2002 Türkiye’si ile bugünü karşılaştıranlar, aradaki farkı görüyor.

Eskiden olduğu gibi, başkaları ne der, kaygısıyla hareket etmiyoruz. Hayata geçirdiğimiz tüm projeleri Türkiye eksenli olarak belirliyoruz. Doğru zamanda doğru adımlarla milletimizin çıkarlarını cesaretle savunuyoruz. Suriye’nin kuzeyine yönelik askeri operasyonlarımız bunun açık örneğidir. Yaklaşık 30 yıllık işgalin ardından Karabağ’ın özgürlüğüne kavuşturulması bunlardan biridir. Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e kadar mavi vatanımızı koruma güdümüz bunlardan biridir.

Güvenlik kurumlarımızın eş güdümlü çalışması milletimize bu başarıyı yaşatmıştır.

Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte dünyada taşlar yerinden oynadı. Bu yeni dönemde jeopolitik önem kazandı. 5-10 yıl öncesine kadar savunma harcamalarını yük gören devletler adeta bir silahlanma yarışı içerisine girdi. Tüm bunlar bugün güvenlik kurumlarına sınırsız yetkiler veriyor.

Geçmişte bizi eleştirenlerin tamamı şimdi bizi takdir ediyor. Bir dönem yüzde 80 alanında dışa bağımlı olduğumuz savunma sanayi bugün katma değeri en yüksek ihracat kalemimiz haline geldi. İnsansız Savaş Uçağımız ANKA-3 ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Kızılelma testlerine devam ediyor.

Bunun müspet sonuçlarını terörle mücadelede çok net görüyoruz. İnsansız Hava Araçlarımızı en etkin kullanan kurumlarımızın başında MİT geliyor. Suriye ve Irak’taki nokta operasyonlar sayesinde teröristleri inlerinden çıkamaz hale getirdik. Artık istihbarat teşkilatımız bunların ayak takımlarıyla uğraşmıyor, ağababalarını etkisiz hale getiriyor. İnlerine girdik. Girmeye de devam ediyoruz. Aralarında örgütün sözde başkanlık, dış istihbarat, maliye sorumlusu gibi teröristler ülkemize karşı bir tehdit unsuru değildir.

Türkiye’nin başta Gazze’deki katliamlar olmak üzere, bölgesel konularda dik durması bazılarını rahatsız ediyor. İsrail’in ülkemizdeki ajanlarını ortaya çıkaran Milli İstihbarat Teşkilatı’mız bunları şaşırttı. Bu işin daha ilk adımıydı. Türkiye’yi daha tanıyamadınız. Dış istihbarat alanında teşikalatımız, diğer ülkesin operasyonlarına katkı sağlıyor. MİT’in başarılarını gururla takip ediyoruz. Akıllı telefonların yaygınlaşması ile birlikte, kamu görevlilerimizin arasında yabancı mesajlaşma uygulamalarının kullanımı da arttı. Bu durumun bilgi zafiyeti getirdiği açıktır. Bu konuda devletimizin artık harekete geçmesi gerektiği inancındayım. Türkiye menşeili uygulamaların kullanılması değerlendirilebilir. Biz de bu çalışmalıların yakın takipçisi olacağız. MİT’in bizleri her alanda gururlandırmaya devam edeceğine inanıyorum.

İBRAHİM KALIN NE DEDİ

MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

İsrail’in Gazze hunharca saldırılarında sessizliğe boğulması bu mefluç durumun son örneklerinden biridir.

Sınırlarını aşarak başkalarının hakkına tecavüz eden her güç, aktör ve politika kendi sonunu hazırlamaya başlamış demektir.

Küresel güç dengesinin çok uzağındayız. Milli İstihbarat Teşkilatı olarak bu belirsizlik ve hibrit tehditler dönemine kendimizi hazırlamak için sürekli yeni kabiliyetler geliştiriyoruz. Son 4 yılda yaşanan krizler küresel kırılmaların giderek daha derin ve yıkıcı hale geldiğini gösteriyor.

Adalet herkesin hakkını alması demektir. İki devletli çözümün İsrail açısından da kalıcı güven ve istikrar üretecek yegane seçenek olduğuna inanıyoruz.

Saldırıların durması kalıcı ateşkesin sağlanması insani yardımların ulaştırılması esir takası, iki devletli çözüm ve Filistin milli uzlaşısını sağlamak amacıyla gece gündüz çalışıyoruz.

İkinci temel unsur olan caydırıcılık bir tehdidi ortaya çıkmadan engelleme kabiliyetine sahip olmaktır. Çok yalın bir şekilde ifade etmek gerekirse caydırıcılık şu demektir; Bir kişi size taş attığında karşıdan kurşun geldiğini bilecek ve daha elini taşa götürmeden iki defa düşünmek zorunda kalacaktır.

Haksız hiçbir eylem karşılıksız bırakılmayacaktır. Devlete ve millete yapılan hiçbir ihanet cezasız kalmayacaktır. Türkiye son yıllarda özellikle savunma sanayi SİHA ve kritik altyapı teknolojilerinde kendine yeterli caydırıcı ve önleyici bir güç merkezi olmak için kuantum sıçraması yapmış ve tüm ezberleri bozmuştur.

Güçlü ve dirençli bir Türkiye’nin bölge ve dünya barışı için vazgeçilmez olduğuna inanıyoruz.

Milletlerin ve ülkelerin özgürlüğünü bağımsızlığını ve egemenliğini güvence altına almayan bir güvenlik mimarisinin adalet güven ve yapıcı rekabet üretmesi mümkün değildir. Bu bağlamda stratejik güvenlik sadece kendimizin değil diğer ülkelerin güvenlik ve refahını da gözeten bir yaklaşımı esas alır.

Bu yüzden temel ilkemiz şudur sahada ve masada kazanmak önemlidir, hayatidir, vazgeçilmezdir. Ama aynı şekilde önemli olan gerçek ve kalıcı zafer zihinleri ve gönülleri kazanmaktır.

Bu vesile ile Türkiye’nin istihbarat teorisi ve metodolojisi üzerine söz sahibi bir ülke olabilmesi amacıyla Milli İstihbarat Akademisi’nin kuruluşunu gerçekleştirdiğimizi ilan etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımıza tekrar hususi teşekkürlerimi ve şükranlarımı iletmek istiyorum. Milli İstihbarat Akademimizi ülkelerde aşırı sağ hareketler başlıklı ilk değerlendirme raporunu da bugün sizlerle paylaşıyoruz.

Raporun konusunun seçilmesinde yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın Avrupa’da yükselişe geçen aşırısa faşist ve İslam karşıtı hareketlerin hedefi olması da belirleyici olmuştur.

Söz konusu hareketler Batı demokrasileri ülkemiz ve dünyanın güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Milli İstihbarat Teşkilatı’mızın yenilenen internet sitesini de takdim etmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek isterim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir