Maarif Vakfının Azerbaycan’da okul açabilmesi için mutabakat sağlandı

Bakü’deki temaslarını AA muhabirine değerlendiren Akgün, 2017’den bu yana Azerbaycan ile eğitim konularını görüştüklerini belirterek, “Bir millet iki devlet” söyleminin sadece sözde olmadığını, Karabağ’ın azad edilmesinde görüldüğü gibi gerektiğinde fiiliyatta da olduğunu söyledi.

Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ülkedeki Fethullaçı terör örgütü (FETÖ) yapılanmasını tasfiye etmesi nedeniyle Azerbaycan yönetimine teşekkür eden Akgün, “Şimdi kendi okullarımızı Azerbaycan’da da açmak ve küresel anlamda sahip olduğumuz kaliteli eğitim birikimini Azerbaycan halkına da taşımak istiyoruz.” diye konuştu.

Bu amaçla Azerbaycan Eğitim ve Dışişleri Bakanlıklarıyla görüştüklerini ifade eden Akgün şunları kaydetti:

“Uzunca bir süredir çalışmış olduğumuz bir anlaşma metnimiz vardı. Gururla, sevinçle söyleyebilirim ki bu anlaşmanın üzerinde mutabakat sağladık. İmzası önümüzdeki haftalarda Sayın Eğitim Bakanımızın Türkiye yapacağı ziyarette, Ankara’da atılacak. Biz bu anlaşma sonrasında, Azerbaycan’da da başta Bakü olmak üzere ilk okulumuzu açacağız. İnşallah Azerbaycan’ı, Maarif Vakfının okulunu açtığı 44. ülke olarak görmek istiyoruz. Bu konuda hazırlıklarımız da devam ediyor.”

Bu anlaşmayla hemen Bakü’de bir ofis açacaklarını bildiren Akgün, “Kovid-19 pandemisini de dikkate alarak doğrusu ihtiyatlı davranmak lazım ama hedefimiz 2021 yılında Bakü’de Maarif Vakfının ilk okulunu açmaktır.” ifadesini kullandı.

Bakü’de açılacak okulun, anaokulundan liseye kadarki sınıfları kapsayacak K 12 düzeyinde olacağına işaret eden Akgün, Azerbaycan ile IT teknolojilerinin kullanımı konusunda öğretmen eğitimi, tecrübe paylaşımı, müfredat geliştirme kursu gibi birçok alanda iş birliği yapacaklarını söyledi.

– “İşgalden kurtarılan topraklarda da eğitime katkı sağlamak istiyoruz”

Karabağ’da çok büyük bir zafer kazanıldığını, tüm Türkiye’nin bu zaferle heyecan yaşadığını dile getiren Akgün, Maarif Vakfının işgalden kurtarılan topraklarda da eğitime katkı sağlamayı amaçladığını bildirdi.

Akgün, “Şunu samimiyetle dile getirdik. Eğer Karabağ’ın yeniden inşasında oradaki sosyal, sivil hayatın yeniden kurulmasında, eğitim anlamında bize düşen bir görev varsa biz her türlü desteğe hazırız.Bu çerçevede onların bize göstereceği yerlerde okul açma konusunda da hazırlığımızı yapıyoruz.Tabii ki siyaseten öncelikli olarak Karabağ’ın güvenlik sorunlardan başlanmalı, mayınların temizlenmesi, hangi şehirlere ne kadar nüfusun yerleşeceği konusunda Azerbaycan hükümetinin şu anda yapmakta olduğu stratejik planlama süreçlerinin tamamlanması belli bir zaman alacaktır. Bunu ifade ettik, Biz Karabağ’ın yeniden inşasında eğitim alanında var olmak istiyoruz, bütün birikimimiz de orada kardeşlerimizin gelişmesi kalkınması anlamında kullanmaya hazırız.” dedi.

Azerbaycan’ın beklentisi doğrultusunda uluslararası statüde okullar açacaklarını kaydeden Akgün, şunları söyledi:

“Belli başlı uluslararası eğitim sertifikasyonları var. Tabii bunların kazanılması belki zaman alabilir ama biz gerçekten İB ya da Cambridge sertifikası olan ama öncelik olarak Azerbaycan müfredatının esas alındığı bir okul tasarlıyoruz. Bunu şunun için söylüyorum yani Maarif Vakfı eğitim stratejisinin temelinde esasen o ülkenin ihtiyaç duyduğu kaliteli insan ihtiyacını karşılama vardır. O ülkenin kendi milli kültür ve geleneği içerisinde devletinin standartlarına uymak vardır, iş birliği vardır. Biz Maarif Vakfını emperyalist ülkenin temsilcisi olarak tasarlamıyoruz, tam tersine ilişkileri geliştirmek ve o ülkenin gelişme ve kalkınma planlarında hizmet edecek bir yardımcı araç olarak düşünmelerini istiyoruz.”

– “Maarif Vakfı, ekonomik gelişme ve kalkınma politikalarının bir parçası olarak da görülmeli”

Türkiye’nin içe kapanık bir ülke olmadığını, ekonomisiyle, siyasetiyle her zaman dışa açık bir ülke olmak zorunda olduğunu vurgulayan Akgün, “Çünkü bizim ekonomimiz belli bir metaya dayanmıyor. Yani bir petrole, doğalgaza dayanmıyor. Biz dünya ile ticaret yaparak dünya ile yatırım yaparak ve dünyadan yatırım alarak gelişen, kalkınan bir ülkeyiz. Türkiye’nin 800 milyar dolarlık gayrisafi milli hasılasının yarısı Türkiye’nin dış dünyayla kurmuş olduğu sağlıklı ilişkilerden oluşuyor. İthalat, ihracat, turizm gelirleri, yatırımlar ve işçi sermaye hareketleri düşünüldüğü zaman Türk ekonomisinin %50-55’i dış dünyayla kurduğu ilişkiler.” değerlendirmesini yaptı.

Akgün, Maarif Vakfının açtığı okullarla, yatırımcılar veya ticaret yapanların ihtiyacı olan ilgili ülkelerin dilini, kültürünü bilen insanları yetiştirdiğine dikkati çekti.

Maarif Vakfının büyük ölçüde ekonomik gelişme ve kalkınma politikalarının bir parçası olarak da görülmesi gerektiğini savunan Akgün, vakfın 4 yılda geldiği noktayı şöyle anlattı:

“Dünyanın 100 Ülkesi ile yakın bir temas içindeyiz. Buralarla eğitim faaliyetlerimizi düzenleyebilmek adına öncelikli olarak mutabakat imzalıyoruz yani o ülkelerde Türkiye Maarif Vakfının legal kimliğinin, hukuki statüsünün tamamlanması konusunda iş birliği anlaşmaları imzalıyoruz.

Bu çerçevede altyapısını tamamladığımız 52 ülkede ofisler açtık bunların 43’ünde de eğitim kurumlarımız var yani okullarımız var, yurtlarımız var, eğitim etüt merkezlerimiz var. Buralardaki 332 okulla hizmet veriyoruz. Toplamda 40 bin küsur öğrencimiz var. Okullara, 15 Temmuz sonrasında, Türkiye’ye devredilen yurt dışındaki FETÖ okullarından 214 okul da dahildir. Dünyanın farklı ülkelerinde FETÖ okullarının devri konusunu yakından takip ediyoruz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir