İYİ Parti’den ‘Kanal İstanbul’ eleştirisi

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında konuştu.

Nuhoğlu’nun gündeminde İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünde 17 Ocak’ta 30 gün süreyle askıya çıkarılan; İstanbul’un Arnavutköy ve Başakşehir ilçelerinde 15 mahalleyi kapsayan Yenişehir Rezerv Yapı Alanı 1. 2. ve 3. Etap Planlama Sahasına ilişkin hazırlanan İmar Uygulama Planı vardı.

3194 Sayılı İmar Kanunu hükümleri gereği otuz gün süreyle askıda kalması gereken imar uygulaması planının 16 Şubat’ta askıdan ineceğini ve süresi içinde yapılan itirazların inceleneceğini hatırlatan Nuhoğlu, “Ben de İstanbul Milletvekili, İnşaat Mühendisi bir vatandaş olarak, itirazımı yaptım. İnceleme sonucunu bekleyeceğim. Daha önce yaptığım itirazlar gibi bu itirazımın da cevapsız kalması veya gerekçesiz reddedilmesini öngördüğüm için, bir açıklama yapmayı gerekli görmekteyim“ dedi.

YENİ SU YOLU HAYALİ:KANAL İSTANBUL

Kanal İstanbul’un; İstanbul Boğazını korumak, gemilerin geçiş için bekleme sürelerini ortadan kaldırmak, para kazanmak, istihdam sağlamak, depreme dayanıklı akıllı şehir kurmak, Avrupa kıtasının sınırını değiştirmek ve sükse yapmak gibi gerekçelerle dünyanın en büyük yatırımı şeklinde ifade edilen, yeni bir suyolu hayali olduğunu söyleyen Nuhoğlu, “Ortada henüz bir proje olmadığı için hayali olduğunu ifade ettim. Çünkü bir yatırım projesinin amaca uygunluğu ve uygulanabilir olduğu fizibilite raporuyla belirlenir. ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporu da çevreye olabilecek bütün etkileri inceleyerek temel oluşturur. İşte projeye esas teşkil etmesi için gereken ÇED Raporuna askıya çıkarıldığında askı süresi içerisinde itiraz ettik. Sonrasında rapordaki çelişkileri ve eksiklikleri ortaya koyduk. Teknik, jeolojik, ekolojik ve ekonomik hesap hatalarını açıkladık. Bugüne kadar eksikliklerin tamamlandığına dair bir bilgilendirme yapıldığını duymadık. Fizibilite raporu da ortada yok” şeklinde konuştu.

“İTİRAZLARIMIZ CİDDİYE ALINMADI”

Süreçle ilgili bilgiler veren Nuhoğlu şöyle devam etti:

*Sonrasında 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı,Bakanlıkça re’sen değiştirilerek askıya çıkarıldı.

*Süresi içerisinde bu plana da itirazımızı yaptık. Gerekçelerimizi çok detaylı olarak defalarca açıkladık.

*Ne yazık ki, sesimizi duyan olmadı. Daha sonra re’sen değiştirilen ve kesinleştiği ilan edilen yeni Çevre Düzeni Planına göre 1/5.000 Ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1.000 Ölçekli Uygulama İmar Planları askıya çıkarıldı.

*Onlara da süresi içerisinde itiraz ettik ve gerekçelerini açıkladık. Bu itirazlarımızın da ciddiye alındığını göremedik.

*Bu defa yapılan ise daha önce kesinleştiği açıklanan 1/5.000 Ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1.000 Ölçekli İmar Uygulama Planlarının revize edilmesidir.

*Revize edilen planlar işte bu planlardır. İtiraz etmeye gittiğimiz gün, bölgede arsa sahibi olanların askıda bulunan ilanda yer alan cetvellerdeki binlerce bilgi arasında kendi yerlerini bulmakta çok zorlandığını bizzat şahit oldum.

*Parsellerdeki hissedarların yerleri re’sen değiştirilmiş, maliklerin adları da gizlenmiştir. Malik bilgilerinin cetvellerde olmaması kasıtlı değilse, büyük bir eksikliktir.

“İSTANBUL’A YAPILACAK EN BÜYÜK İHANET”

Bölgede yüksek yapılaşmaya izin verilmeyeceğinin ifade edildiğini ancak yandaşlara ait bazı adalara yönelik 15 kata kadar imar izni çıktığına dair iddialar olduğunu hatırlatan Nuhoğlu, DOP diye bilinen Düzenleme Ortaklık Payının da yüzde 45’e çıkartılarak uygulanmasının arkasında hangi amaçların yer aldığının merak edildiğini belirtti.

“Aynı bölgede kamulaştırılacak ne kadar alan olduğu ve kamulaştırma bedellerinin kamuoyundan neden gizlendiği anlaşılamamaktadır” diyen Nuhoğlu, “Bu gelişmelerden sonra açıkça sormak istiyorum; Kanal İstanbul denilen hayali su yolu şayet gerçekleştirilemezse, bölgede yerleşik olanlar ve buradan arsa alanlar ne yapacaktır? Burada benim dikkat çekmek istediğim asıl konu, tam olarak bu kapsamdadır. Kanal İstanbul yapılmasa bile o sahada gayrimenkul sahibi olanlar, imar planları da hazır olduğuna göre, hızla yapılaşmaya gidebilirler. Bu durum İstanbul’un kaldıramayacağı yeni bir yük oluşturur. İstanbul’a yapılabilecek en büyük ihanetin bu olacağı kanaatindeyim.” ifadesini kullandı.

“BÖLGE İSTANBUL’UN ANAYASASI NİTELİĞİNDEKİ PLANA UYMUYOR”

Yapılaşmaya açılan ve rezerv yapı alanı olarak ilan edilen bölge için “İstanbul’un havası, suyu, bitkisi, ormanı, tarımı, kuşu, böceği, çiçeği kısaca nefesi olan bölgedir.” yorumunda bulunan Nuhoğlu, şu şekilde devam etti:

*Bu bölge İstanbul’un Anayasası niteliğindeki eski 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planına uymuyor.

*Uymuyor dediğim plan 2009 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde kabul edilen ve başkan tarafından da onaylanan plandır. Tartışılarak kabul edilen bu plan, İstanbul için olabilecek en iyi plandı.

*Bu plana göre İstanbul’un Kuzey Bölgesi her türlü yapılaşmaya kapatılarak koruma altına alınmıştı.

*İşte bu kanal hikayesi ile birlikte bazı değişiklikler çok hızlı gelişti ve plan yapma yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verildi.

*Bu suretle kapalı kapılar ardında, sadece talimatla hiçbir farklı görüşe takılmadan, İstanbul’un Anayasası niteliğindeki plan re’sen değiştirildi. Bütün olumsuzluklar da peş peşe gelmeye başladı.

*Diğer taraftan Cumhurbaşkanı ve bazı Bakanlar tarafından, ihalenin yapılacağı üstelik zaman verilerek defalarca açıklanmasına rağmen bugüne kadar ihale gerçekleşememiştir.

*Zaten ihale edilebilecek az önce değindiğim, ihaleye esas teşkil edecek ne ÇED Raporu ne de Fizibilite Raporu vardır. İhale dosyasını oluşturacak projeler, sözleşme tasarıları ve ihale bedeli de ortada yoktur. Dolayısıyla ihale yapılma imkânı da yoktur.

“CUMHURBAŞKANI DOĞRU BİLGİLENDİRİLMİYOR”

Bu konularda Cumhurbaşkanı’nın doğru bilgilendirilmediğini ve yanıltıldığını savunan Nuhoğlu, “Zira bir ihalenin nasıl yapılacağı, ihaleden önce hangi hazırlıkların bitirilmiş olacağı bellidir ve bu süreçlerden geçilmediği de ortadadır. Öyle ise yapılmak istenen nedir? Son zamanlarda bazı Arap ülkelerinden emlakçılar tarafından pazarlanmak üzere reklamları yapılan, kanal manzaralı arsalar, ne yapılmak istendiğinin en büyük göstergesidir” değerlendirmesinde bulundu.

“PROJEYE HALK DESTEĞİ YOK”

Nuhoğlu şöyle devam etti:

* Yurtiçi ve yurtdışından ileriye dönük olarak arsa alarak yatırım yaptığını zannedenlerin, hayallerini kötüye kullanmanın makul görülmesi mümkün değildir. Bir aldatmaca olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

*Artık bu gidişata bir son verilmelidir. Ayrıca teknik, ekonomik, ekolojik, oşinografik ve siyasi sebeplerle Kanal İstanbul’un yapılmaması gerektiği, bilim insanları tarafından ısrarla savunulması sebebiyle, proje düşüncesinin arkasında halk desteğinin olmadığı açıkça görünmektedir.

* Zaten başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere teknik üniversiteler, mühendis odaları, sivil toplum kuruluşları ve konuyla ilgili her kesimden Kanal İstanbul’un yapılmasına destek verenler yok denecek kadar azdır.

* Siyasi liderlerden de yeterli destek verilmediği, bütün dünyaya ilan edilmiştir. Bu hayali projeye talip olacak firmaların veya finans kuruluşlarının haberdar olması için, yapılacak harcamalara verilecek borcun, tiksindirici borç niteliğinde olacağı ve kabul edilmeyeceği açıklanmıştır.

* Sonuç olarak yapılması ihtimali çok düşük olan, hayali bir projenin manzarası da olamayacağı için, imar değişikliklerinin de uygulanabilirliği yoktur. Bu askı tutanağının iptal edilmesinin ve bu yönde yapılacak diğer girişimlerin durdurulmasının yerinde olacağını bir kez daha beyan eder, saygılar sunarım.